Östrojen Detoksifikasyonu Nedir?
Östrojenler 18 karbonlu hormonlardır. 2 grupta inceleyebiliriz;...
Tip 1 kollajen ile örülen bir demir tel ve bu örgüyü dolduran mineraller kemik yapımızı oluşturur. Tip 1kollojen ne kadar fazla ise kemiğin esnekliği o kadar fazladır ve kırık oluşma ihtimali azalır.
Doğumdan ölüme kemiklerimiz: Kemiklerimiz dinamik ve canlıdır. Bir taraftan yıkım bir taraftan yeniden yapılanma olur. İnsan bedeninde kemik kütlesinin en fazla olduğu 30-40’lı yaşlardır. 40 yaş sonrasında ise kemik yıkımı artar.
Kemiğin mimari yapısının bozulması, kemik kütlesinin azalması ile karakterize ilerleyici bir hastalıktır. Orta yaş ve ileri yaşta yaşanılan kırıkların ana sebebidir. Kırıklar yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.
50 yaş üzerinde olan beyaz kadınların %50’si hayatlarının bir döneminde kırık ile karşılaşır. Bu kırıkların altında yatan ana neden osteoporozdur.
Osteoporoza bağlı kırıklar bizim için daha önemlidir. Komplikasyon oranı yüksek, iyileşmesi daha güçtür. Osteoporoz nedeniyle en sık yaşanılan kırık omurga kırığıdır. Sıklığı ise yaşın ilerlemesi ile beraber artar.
50-59 yaş aralığında %4 iken, 80 yaş üzerinde %52’ye çıkar. Genellikle sessiz giden bir hastalık olan osteoporoza , yaşanılan kırık ile tanı konulabilir.
Kırık ön kol, omurga veya kalça kırığı olabilir. Omurga kırığı çoğunlukla sessiz olup boy kısalığı ile belirti verebilir. Kalça kırığı ise komplikasyon oranı yüksek olup, yatağa bağımlılığa yol açabilir. İleri yaş kırıklarda yağ embolisi riski genç yaş hastalardan daha yüksektir. Yağ embolisi ölüme dahi yol açabilir. Sonuç kemik erimisi (osteoporoz) bir kadının hayatını sonlandırabilir. Önemseyelim, önlem alalım.

Omurga Kırığı: Hayat kalitesini ileri düzeyde bozan, ağrı, yatağa bağımlılığa yol açan bir kırıktır. Kadında solunum zorluğu, boyda kısalma, kamburlaşma ve bunlara bağlı ruhsal sorunlar yaşanılabilir. Tedavide cerrahi girişim çoğunlukla gerekir.
Osteoporozun Görülme Yaşı: Çoğunlukla 45 yaş sonrasında başlar, yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. 70 yaşını dolduran kadınlarda sıklık %85-90 sıklığına ulaşmaktadır. Osteoporoz yaşlı popülasyon için önemli bir sorundur. Ayrıca Asyalı ve beyaz kadınlarda osteoporoz daha yaygındır.
20-40 yaş grubundaki kadınlarda kemik mineral yoğunluğu normal bulunurken, 40 yaş üzerinde mineral yapısında azalma saptanmıştır. Bizim kadınlarımızda kemik yoğunluğu aynı yaş grubundaki Avrupalı kadınlardan %5 daha düşüktür.
Anne karnından itibaren sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin önemi büyüktür. Yani fetüsten gençlik yıllarına kadar yeterli kalsiyum, protein ve D vitamini alımı kemik sağlığını korumaktadır. Ayrıca kemik direncini arttıran egzersizler kemik yapısının korunması açısından önemlidir. Büyüme gelişme dönemindeki çocuklar ve ergenlerde kalsiyum, fosfor, flor içeriği bakımından zengin yumurta, balık ve süt ürünleri tüketimi önemlidir. Kemik yoğunluğu 30-40 lı yaşlarda maksimum noktada ölçülür. Eğer kemik mineral yapısını üst düzeylere taşırsak, menopoz sonrası da kaybımız daha az olur. Hedef kitle çocuklar ve gençler olmalı. Menopoz öncesi beslenme ve egzersiz ile 30 lu yaşlarda kemik yoğunluğunu yükseltmek koruyucu hekimin görevi olmalıdır.

Kadın hayatının en dikkat gerektiren dönemi olan premenopoz ve menopoz dönemi kemik sağlığına önem ve dikkatin en çok artması gereken dönemdir. Kadında 45-50 yaş aralığında kemikde mineral kaybı artar. Kalsiyumdan zengin beslenme ve D vit desteğinden yararlanılmalıdır. Aynı zamanda yaşa uygun egzersiz yapmada kemik yapısını korur.
Menopoz ve Osteoporoz: Menopozda oluşan östrojen azlığı, osteoporoza yol açan en önemli nedendir. Perimenopoz döneminde her 5 yılda bir kemik kaybı yaklaşık %2 dir. Perimenopoz döneminde sık karşılaşılan östrojen düzeyindeki artışlar kemik yıkımını arttırır. Perimenopoz döneminde bu östrojen dalgalanmalarının engellenmesi, uygun hormonal destek ile kemik yıkımını azaltabiliriz.
Menopoz ve sonraki yıllarda ise her 10 yılda yaklaşık %15 kemik kaybı yaşanır. Menopoz döneminde yükselen FSH kemik yıkımını arttırır.
Parathormon, vücudumuzdaki kalsiyum ve fosfor dengesini sağlar. İnce bağırsaktaki, besinlerin sindirimi sonucu elde edilen kalsiyumun kana geçişini sağlar. Ayrıca böbreklere etki ederek, idrarla kalsiyumun atılımını azaltır. Kemiklerede etki ederek de kana kalsiyumun geçişini sağlar. Paratroid hormonun salgısının fazlalığıda kemik sağlığını bozar. Kemikten kalsiyumu emerek kemik yapısını bozar ve osteoporoza yol açar.
Osteoporoz tanısında kemik dansitometrisinden yararlanılır.
Osteoporozun ortaya çıkmasında yaş, aile öyküsü, ırk ve etnik kökenin etkisi büyüktür. Osteoporoza neden olabilecek kalıtsal faktörleri ve çevresel etkenlerin etkileşimi ile hastalık ortaya çıkabilir . unutulmaması gereken genetiğin bilinmesi hastalıktan korunma ve önlem almada oldukça etkin ve yararlıdır.
Osteoporoz Genleri: östrojen reseptör geni, Vit D reseptör geni, androjen reseptör geni, progesteron reseptör geni, transforming büyüme faktörü B, apolipoprotein E, paratroid hormon, paratroid hormon resöptörü, tip 1 kollajen alfa 1 zinciri geni ve proteini sayılabilir. sayılabilir.
Doktorunuz sizden birçok kan testi isteyecek ve bedeniniz bütünüyle değerlendirilecektir.
Böbrek fonksiyonlarınız; kan sayımınız; kan kalsiyum ve fosfor değeriniz; tiroid, vit D, paratiroid hormon değerinize bakılacaktır.
Sigara ve alkolün kesilmesi, stresin yönetilmesi ve yaşam düzeninin sağlanması osteoporoz riskini azaltır.
D vit, K2 vitamini, kalsiyum (1200 mg), fosfor ve magnezyum, manganez (1.8-2.3 mg), boron (3 mg), selenyum (55mikrogram) verilebilir.

Kalsiyum Takviyesi
Günlük kalsiyum ihtiyacının yarısı diyetle alınmalıdır. Günlük 400-1000mg/gün kalsiyum takviyesi önerilmektedir. Koyu yeşil sebzeler kalsiyum açısından zengindir.
Kollajen
C vit ile beraber kullanımı etkinliğini arttırır. Cilt için tip1 ve tip3 kollajen etkiliyken, eklem için tip 2 kollajen etkilidir. Kemikte yeterli kollajen, kemiğin travma ile zarar görmesini ve kırılmasını önler.
D Vitamini Düşüklüğünde Yaşanılan Şikayetler
Magnezyum: %66 sı kemik, %32’si hücre içinde olup %1’i kanda serbest olarak dolaşır. Eksikliğinin tespiti için hücre içi magnezyum bakılmalıdır. Magnezyum D vit aktif hale gelmesini sağlar. Aktif D vitaminide kalsiyum ve magnezyumun emilimini arttırır.
Vücutta 300 den fazla tepkimede görev alan magnezyum takviyesi önemlidir. Genellikle akşam 22-23 veya sabah aç olarak verilir. Magnezyum alkali bir ilaçdır, midede alkali bir ortam oluşturur. Bu nedenle yemek ile alınması önerilmez. Aç veya yemekten 3 saat sonra alınmalıdır.
Dünya sağlık örgütü kadınlar için günlük 300mg/gün, erkekler için 400 mg/gün alınmalıdır.
Magnezyum Tuzları:
Beslenme Yanlışları

Menopozun ilk yıllarından itibaren osteoporozdan korunmak için en etkin tedavi hormon tedavisidir. her kadına hormon tedavisi seçeneği sunulmalıdır. fayda ve riskler anlatılmalı, uygun tedavi seçilmelidir. ilaç seçiminde hastanın diğer sağlık problemleri de değerlendirilerek kara verilmelidir.
Östrojenler 18 karbonlu hormonlardır. 2 grupta inceleyebiliriz;...
Hymenoplasti veya kızlık zarının onarımı genital estetik operasyonlarından biridir. Vajinanın giriş kısmında mevcut olan zarın onarımı olara...
Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerde altta yatan bir sağlık problemi olabilir. Kadında yaşanan adet düzensizliği, erkekte yaşanan boşalma ve se...