Menopoz Beyni
Kadının yalnız kaldığı bir dönem. Çoğu zaman her şikayetin doğal kabul edildiği konforsuz bir hayat. Klasik eğitimimizde tedavi sadece hasta...
Menopoz ve hormon tedavisi, tarih boyunca farklı yöntemlerle gelişim göstermiş önemli bir tıbbi alandır. Eski dönemlerde doğal ürünler kullanılırken, modern hormon tedavisinin temelleri 19. ve 20. yüzyılda atılmıştır. Östrojen ve progesteron hormonlarının keşfi ve sentezlenmesiyle menopoz semptomlarının tedavisinde önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Zamanla sıcak basması, kemik kaybı ve ruhsal değişiklikler gibi belirtiler için daha güvenli hormon tedavileri geliştirilmiştir. 1980’lerden itibaren östrojen ve progesteronun birlikte kullanımı standart hale gelmiştir. Türkiye’de ise 1985 sonrası modern menopoz takip protokolleri uygulanmaya başlanmış ve uzman merkezler kurulmuştur. Hormonal tedaviler günümüzde daha kontrollü ve güvenli şekilde uygulanmaktadır.
| Seçenek | Özellikler | Fiyatlandırma | Artılar | Eksiler |
|---|---|---|---|---|
| Hormon Replasman Tedavisi | Menopoz döneminde östrojen ve progesteron gibi hormonların kişiye uygun doz ve yöntemle verilmesini içeren tedavi yaklaşımıdır. Sıcak basması, gece terlemesi, vajinal kuruluk ve kemik erimesi riskine yönelik planlanabilir. | Kullanılan hormon türü, uygulama yolu, tedavi süresi, tetkikler, muayene takibi ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir. | Menopoz şikayetlerinin azalmasına, kemik sağlığının desteklenmesine ve vajinal kuruluk gibi yakınmaların kontrol altına alınmasına katkı sağlayabilir. | Her kadın için uygun değildir. Kalp-damar hastalığı, pıhtı riski, meme kanseri riski ve kişisel sağlık geçmişi ayrıntılı değerlendirilmelidir. |
| Hormonsuz Destek Yaklaşımları | Hormon tedavisi alamayan veya destekleyici yöntem arayan kadınlarda fitoöstrojenler, adaptojenler, MACA ve Black Cohosh gibi seçenekleri içeren yaklaşımlardır. | Kullanılan destek ürünü, takip sıklığı, kişinin şikayetleri, ek tetkikler ve tedavi planının kapsamına göre farklılık gösterebilir. | Hormon tedavisi kullanamayan kadınlarda sıcak basması, stres, uyku, halsizlik ve yaşam kalitesine yönelik destek sağlayabilir. | Etkinliği hormon tedavisi kadar güçlü olmayabilir. Her ürün herkes için uygun değildir ve hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamalıdır. |
1985; Günümüzde kullandığımız tedavi protokollerine yakın bir yaklaşım ile, kadınlar takip edilmeye başlanmıştır.
1991; Hem Ankara hem de İstanbul’daki fakültelerde menopoz tedavi merkezleri kurulmuştur.
1992; Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği kuruldu.
Hormon kullanımına başlayan her kadın, ilaçların özellikleri ve etkileri konusunda aydınlatılmalıdır. Östrojen hormonunun resöptörü hücre çekirdeğindedir. Doğrudan etkisini hücre çekirdeğini uyararak gerçekleştirir. Ve unutulmaması gereken östrojen hormonu, reseptörü olan her hücreye etki eder. Bu nedenle menopozdaki hastaya bütüncül yaklaşmak gerekir. Kadının tetkikleri ve muayene bulguları uygunsa da hormon tedavisi önerilmelidir.
1990-1998 yılları arasında; menopozda hormon tedavisi verilmesinin amacı kalp hastalıklarından korunmak idi. Bu amaçla menopozda olan her yaş grubunda olan kadına hormon tedavisi verildi. Ancak hormon tedavisi alan kadınlarda ilk yıllarda kalp ve damarsal problemlerde artış olurken, takip edilen yıllarda (5., 10. Yıllarda) riskin azaldığı görülmüştür. İlk yıllarda artan kalp ve damar problemlerinin çoğu, damarlarda yerleşmiş olan plakların kopmasına bağlı olduğu düşünüldü. Yani mevcut aterosiklerozu olan kadınlar için hormon tedavisinin ilk yıllarında, damarsal sorunlar yaşanılabilir Özellikle ağız yoluyla kullanılan ilaçlarda risk daha yüksektir. Bu nedenle tedavide deri yoluyla emilen ilaçların kullanılması önerilir.

Çalışma 1998 de planlanmıştır. 8.5 yıllık bir takip ile hormon tedavisinin etkinliği araştırılacaktı. Amaç hormon tedavisinin, osteoporoz ve kalp hastalıklarına olan etkisini değerlendirmekti. 40 ayrı merkezde, 27327 kadın üzerinde yapılan çalışmayı öğrenelim:
Çalışmaya katılan kadınlar, oral yolla (ağız) östrojen ve progesteron verilmiştir.
Çalışma tamamlanmadan 5. Yılda durduruldu. Çalışmaya katılan kadınlarda emboli, inme ve meme kanseri riski artmıştı. Pozitif katkıları ise osteoporoz ve kolon kanseri riskinin azalmasıydı.
Bu çalışmaya yaş sınırı olmadan menopozdaki kadınlar katılmış, hormonlar ağız yolu ile ve yüksek doz verilmişti. Çalışma grubundaki kadınların seçilimi ileriki yıllarda çalışmanın eleştrilmesine neden olmuştur. Oysaki hormon tedavisi bireyseldir. Genel geçer bir tedavi protokolü yoktur. Aynı doz, aynı ilaç; farklı yaşta ve farklı şikayetleri olan hastaya verilemezdi. Ancak bu çalışma , dünyada hormon tedavisinin bitişi idi. Birçok kadın ve hekimleri bu hormonlardan uzaklaştı. Hekimler yazmaktan, kadınlar kullanmaktan çekindi. 2000’li yıllarda kadınlar menopoz tedavisi alamadılar, menopozun bütün yıpratıcı etkilerini yaşadılar. Kadınla hem ruhları, hem bedenleri ile hızlı bir yaşlanma sürecine girdiler.
Bu çalışma daha sonraki yıllarda etki ve yan etkiler konusunda tekrar incelenmiştir. Menopoz tedavisisi konusunda öneriler yayınlanmıştır. Menopoza giren her kadına aynı tedavi ve tek reçete önerilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kadın hayatındaki en kritik ve en hassas dönemdir. Menopoz öncesindeki 3-5 yılı kapsar. Kadında; hormonal dengenin bozulduğu, sıcak basmalarının başladığı, yumurtlamanın bozulduğu, adetler arası sürenin uzadığı, kanama miktarının değiştiği, kemik erimesinin ise başladığı bir dönemdir.
Kadının hormona tetkikinde farklılıklar ve adet döngüsünde değişiklikler izlenir.
Perimenopoz döneminde yumurtlamanın bozulduğunu, kadının her ay yumurtlayamadığını görürüz. Bu durum kadın bedeninde progesteron hormonu eksikliğine bağlı şikayetlere yol açar. Kadında normal şartlarda her ay bir yumurta büyür. Yumurtanın büyümesi aşamasında östrojen hormonu sentezlenir. Büyüyen yumurta çatlar ve çatlama ile progesteron hormonu sentezlenir. Perimenopoz döneminde ise ilk bozulan yumurtlamadır. Dolayısıyla progesteron hormonu eksiktir. Bu nedenle eksik olanı yerine koymak tedavide nirengi noktasıdır.
Aksi durumda kadın, artan östrojenin yan etkilerini yaşar. Yumurta kisti, kanama bozuklukları ve kilo alma en sık karşılaştığımız şikayetlerdir.
Özellikle sıcak basması şikayetini ağır yaşayan kadınlarda kalp-damar hastalıkları ve kemik erimesi daha sık görülür. Bu kadınların daha yakından takip ve tedavi edilmesi gerekir.
Kadında mevcut hormonlar ile özdeş yapıdadır. Hem kimyasal hem de fiziksel yapısı aynıdır. Menopoz döneminde gerekli olduğunda kullanabileceğimiz ilaç grubudur. Kadınları perimenopoz döneminden itibaren takip etmek ve şikayetlere yönelik destek tedavisi vermek gerekir.
Hormon tedavisi almasına rağmen;

Östrojen tedavisi alamayan kadınlarda fitoöstrojenler kullanılabilir. Uzakdoğu ve Japonya mutfağında yaygın olarak fitoöstrojenler bulunur. Bu coğrafyada yaşayan kadınlarda menopoz yakınmaları daha az görülür. Fitoöstrojenler, östrojen resöptörüne bağlanarak etkisini gösterir.
Fitoöstrojenler aynı zamanda antioksidandır. Özellikle keten tohumunun lignan içeriği yüksektir. Günümüzde kullandığımız fioöstrojenler:
Bu terim 1947 yılında ilk defa kullanılmıştır. Geleneksel tıpta kullanılan bir üründür. Bedenin strese karşı mücadelesini destekler. Geleneksel tıpta kullanılan adaptojenler:
Protein, lif, karbonhidrat ve minerallerden zengindir. Kalsiyum, potasyum, selenyum, çinko, bakır, iyot, magnezyum ve demir açısından zengindir. İçinde farklı 19 aminoasit ve yararlı yağ asitleri (oleik asit, linolenik asit, sterol, palmitik asit) bulunur. Antiagaing ve günlük hayatta yaşam kalitesini arttırmak amacıyla fitoterapidede kullanılan bir üründür.
Özellikle menopoz döneminde sıcak basmalarının tedavisinde kullanılan fitoterapötik bir ajandır. Bir östrojen değildir. Karaciğer üzerinde zararlı etkisi yoktur. Etkinliği hormon tedavisi kadar değildir.
Vajinismus • Kürtaj • Fonksiyonel Tıp • Menopoz • Genital Estetik • Longevity
Kadının yalnız kaldığı bir dönem. Çoğu zaman her şikayetin doğal kabul edildiği konforsuz bir hayat. Klasik eğitimimizde tedavi sadece hasta...
Menopoz; kadında üreme döngüsünün son bulduğunu işaret eden doğal bir biyolojik süreçtir. Halk arasında adet sonrası dönem olarak kullanılan...
Şarabın insan hayatına girişi M.Ö 2200 yılına dayanır. Mısır papirüsleri (geçmişten gelen belgeler) ve Sümer’lerin tabletlerinde tıbbi açıda...